Home » antalya escort » alanya escort bayan » ŞAHANE HATALARIM – 16-

ŞAHANE HATALARIM – 16-

ŞAHANE HATALARIM – 16-
Neden bir çuval inciri berbat edesiniz? Hiç kimseye hiçbir şey
söylemeyeceksiniz ama dekanla öpüşmüş olmanızda iki temel
sorun var: (1) Bir kadınla öpüşebileceğiniz hiç aklınıza gelmezdi.
(Arayabileceğiniz bir lezbiyen yardım hattı var mı acaba? Bir üyelik
formu falan?) ve (2) Acaba dekan çılgına dönecek mi? Bu olay
işinizi etkileyecek mi? Bundan sonra size farklı davranacak mı? Siz
bundan sonra ona farklı davranacak mısınız? Karakterinizin dışın-
da bir şey yaptığınız zaman, bu artık bundan sonra sizin karakteri-
niz mi olacak?
Uzun hafta sonu boyunca, telefonun çalmasını bekliyorsunuz
ama çalmıyor. Evinizi temizlemeye başlıyorsunuz. Siliyorsunuz,
ovuyorsunuz, siliyorsunuz, siliyorsunuz, süpürüyorsunuz, elektrik
süpürgesiyle temizliyorsunuz, yıkıyorsunuz, bekliyorsunuz. Beş
makine dolusu çamaşır yıkıyorsunuz. Zaten temiz olan şeyleri tek-
rar yıkıyorsunuz. Sonra telefon çalıyor. Dekan Dorrington’un bürosu
arıyor. Dekanın sekreteri sizi kovuyor. Ofisteki bilgisayarınıza el
konuluyor, sesli postanız kapatılıyor, ana anahtarınız iptal ediliyor.
Size hiçbir açıklama yapılmıyor, sıcak bir şekilde veda edilmiyor,
tazminat paketi verilmiyor. Veda pastası yok, kart yok, bunun çok
ayıp olduğunu söyleyen öğretmenler yok. Yafnızca eşyalarındı bir
karton kutuya doldurup, gizlice eve dönüyorsunuz.
180Küçücük dairenizde bir şişe şarap açıyorsunuz, sonra bir tane
daha açıyorsunuz, evdeki stokunuz bitinceye kadar açıyorsunuz.
Şimdi gidip şarap almanız gerekiyor. Burada gerçekten çok güzel
olan bir haber de, Savannah’da her yerde – hatta bakkallarda bile –
şarap satılıyor olması. Savannah’ın kent merkezindeki tek market
Kroger. Kroger yirmi dört saat açık ve kilometreler boyunca kliması
olan tek yer burası.
Kapının önünde tavuk kulübesi var ve içeride boydan boya içki
dolu bir koridor bulunuyor. Arabalar sıcakta duruyor ve buharlaşı-
yor. Ön kapıdan içeri girerken, üzerinde lekeli bir spor ceket bulu-
nan zenci bir adam bağırmaya başlayarak tekrar tekrar, “Fahişe!
Seni koca götlü fahişe\” diye bağırıyor ve bakkalın güvenlik görevli-
leri gelinceye kadar susmuyor. Güvenlik görevlileri kendilerini polis
sanıyor.
Kasalarda sonu gelmeyen kuyruklar var, kliması olmayan yok-
sul mahalledeki herkes, serinlemek için buraya geliyor. Başlarına
tişört bağlamış adamlar, mandıra kısmında birbirlerine bağırıyorlar
Çocuklar solmuş etleri yüzlerine bastırarak, kırık alışveriş arabala-
rıyla koşuşturup duruyor. Kan ter içindeki anneler, hoşnutsuz bir
ifadeyle, birbirleriyle komşuları, paraları ve erkekleri hakkında ko-
nuşuyor. Dalgın bir şekilde, dizleri seviyesinde cirit atan çocuklara
vurup, onların bağırarak florasan ışıkla aydınlatılmış koridorlarda
koşuşmalarına yol açıyorlar.
Yeşil plastik bir alışveriş sepeti alıyorsunuz ve dükkânın içinde
dolanıyorsunuz. Bir pinos gris şarabı buluyorsunuz ve kasalara
doğru ilerliyorsunuz. O anda, marketin çok sessiz olduğunu fark
ediyorsunuz. Kadınlar artık konuşmuyor, kasiyerler hareket etme-
den durmuş, dükkânın önüne bakıyor. Sadece bir bebek ağlıyor,
başka hiç ses yok. O anda, başlarında yün bere olan iki adam gö-
rüyorsunuz. İlk düşünceniz, bu havada kim yün bere giyer oluyor.
Ama sonra tabancalarını görüyorsunuz. Siyah, donuk, sıradaki
insanlara doğrultulmuş. Kasiyere bir şey söylüyorlar, bağırıyorlar ve
Asonra mavi gömlekli, yaka kartlı bir adam koşarak içeri giriyor. Bir
patlama oluyor. Maytap patlarmış gibi. Pat pat pat! Mavi gömlekli
adam yere düşüyor. Sonra iradeniz dışında dönmeye başlıyorsu-
nuz, sanki bir şey sizi sert bir şekilde itmiş gibi. Göğsünüzde bir
sıcaklık var. Dizlerinizin üstüne yığılıyor gibisiniz ve göğsünüze ılık
bir şey yayılıyor.
Bir kadın yanınıza çömeliyor, bir şeyler söylüyor; ne olduğunu
hiç anlayamıyorsunuz ama bu şekilde yanınızda olmasının ne ka-
dar tuhaf olduğunu düşünüyorsunuz. Bir anda kendinizi hiç iyi his-
setmiyorsunuz. Bu kadın bir melek olmalı. Göğsünüze yayılan sı-
caklığın kenarları var, sanki arkasından daha keskin bir şey pusuya
yatmış gibi. Marketteki sesler tamamen kapanmış gibi. Yanınızda
duran insanların bacaklarını görüyorsunuz ve kadının elinin göğsü-
nüzde yarattığı şahane baskıyı hissediyorsunuz.
Sonra her taraf karanlık oluyor. Ortası donuk kırmızı olan an-
lamsız bir karanlık. Kırmızı giderek büyüyor, büyüyor, sonunda
başka renge yer kalmıyor. (Gözlerinize kan doluyor). Sonra bir çe-
kiştirme oluyor; bir şey sizi, şimdi, bir alevin parıltısı gibi aydınlan-
mış hissi veren kırmızının merkezine çekiyor. Sıcaklık çok iyi geliyor
çünkü bir anda çok üşüdüğünüzü hissediyorsunuz. İki seçeneğiniz
olduğunu anlıyorsunuz: Ya sıcak kırmızı ışığa doğru ilerleyeceksiniz
ya da marketin yerinde üşümeye devam edeceksiniz.

Cevap bırakın