Home » antalya escort » alanya escort bayan » ŞAHANE HATALARIM – 13-

ŞAHANE HATALARIM – 13-

ŞAHANE HATALARIM – 13-

Bir kumar oynayıp Rocky ile eve gidiyorsunuz. Bir taksi durduru-
yor ve ikiniz de arkaya biniyorsunuz; bu noktada, şehrin kırk dakika
dışında Brighton Beach’ie oturduğunu söylüyor. Brighton Beach
mi? Hemen aklınıza bütün sapıklar, katiller, tecavüzcüler ve gasp-
çılar geliyor. Seri katiller. Karın Deşen Jack, Boston Canisi,
Cleveland Gövde Canavarı. Burada bir dereceye kadar pazarlama
var; akılda kalıcı isimleri olan katiller. Neden daha çok kadın seri
katil olmadığını merak ediyorsunuz; olsaydı, adları ne olurdu? İnti-
kam Sanatçısı, X-Kromozomu Katili, Hollywood Hadımcısı, Kırpıcı
Jane, Kötü Eş Betty, Sapık Lizzie. Hayır, Lizzie’yi başka yerde kulla-
nacaksınız.
Lizzie Borden bir balta aldı
Annesine kırk kere sapladı
Ne yaptığını görünce
Babasına vurdu kırk bir kere…
Rocky’e şöyle bir bakıyorsunuz ve ölümünüzün hâsılat rekoru
kıracağını anlıyorsunuz. Yapım aşamasında olan özel okul-sonrası
program. Kollarınız parçalara ayrılmış, ayakkabılarınız kaybolmuş
ve kafanız kızartma tenceresinin içinde. Hayır, bu delilik. Rocfcyyalnızca şehir dışında yaşayan iyi biri. Taksi yaşadığı apartmanın
önünde duruyor ve Rocky sizi yukarı çıkarıyor. Tamam. Şimdi yine,
sizi öldüreceğini düşünüyorsunuz.
“Bir içki ister misin?” diye soruyor Rocky kibarca, asansör ol-
mayan binanın üçüncü katındaki dairesinin kapısını açarken. Dai-
resi büyük, temiz ve sıcak. Kahve ve limon gibi kokuyor. Salonda
büyük bir beyaz kanepe ve ahşap panelli bir televizyon var. Pence-
renin içinde, gelinliğe benzeyen süslü dantel perdelerin altında,
kocaman bir erkek kedi uyuyor.
Rocky’nin size saldırmasını bekliyorsunuz ama saldırmıyor.
Ayakkabılarını çıkarıyor, ellerini yıkıyor, içki hazırlıyor, bir deste
oyun kâğıdı alıyor ve remi oynamak isteyip istemediğinizi soruyor.
Sabahın dördüne kadar kâğıt oynuyorsunuz ve kanepenin üstünde
uyuyakalıyorsunuz.
Sabah olunca Rocky size bir fincan kahve uzatıyor ve kendin-
den bahsediyor. Rusya’da, adını telaffuz edemediğiniz bir köyde
büyümüş. Annesiyle babası hâlâ orada yaşıyor. Rocky Amerika’ya
kargo mavnasıyla gelmiş. Birkaç Hyundai’nin bulunduğu
konteynerde saklanabilmek için para ödemiş. Orada kendisiyle
birlikte kilitli kalan bir kedi bulduğunu söylüyor.
“Aptal kedi,” diyor. “Dokuzuncu canını kullanıyor olmalıydı.”
İrkiliyorsunuz. İşte bu noktada Rocky size kediyi yemek veya
hayatta kalmak için kediyi öldürmek zorunda kaldığını anlatacak.
“Peki, kediye ne oldu?” diye soruyorsunuz ama aslında korkunç
yanıtı duymak istemiyorsunuz.
Rocky, pencerenin içinde horlayan turuncu kediyi gösteriyor.
“Oskar,” diyor Rocky. “Onu hayatta tutabilmek için yolculuk boyun-
ca besledim ve hâlâ domuz gibi yemek yiyor. O kediyi beslemek
için ikinci bir iş bulmam gerekiyor. Şaka yapmıyorum.”
Ondan sonra, hemen her gece Rocky’nin evinde kalıyorsunuz.
Oldukça iyi bir aşçı olduğu ortaya çıkıyor ve epey şefkatli ve tatlıolabildiği anlaşılıyor. Fakat ailesinden bahsetmekten hoşlanmıyor.
Gerçek adını hiç sormuyorsunuz; Rocky olmadığını varsayıyorsu-
nuz. Size hiç söylemiyor. Diğer bütün sırlar gibi, bu da bir gizem.
Hayat devam ediyor ve Rocky’yle çıkmaya devam ediyorsunuz. İş-
ler yolunda gidiyor – seks olağanüstü – fakat Rocky devamlı olarak
beş parasız. Her şeyin parasını siz ödemek zorunda kalıyorsunuz ve
bu durum doğal olarak sizi olumsuz yönde etkiliyor. Dahası o kadar
uzakta oturuyor ki, resim yapacak zaman bulamıyorsunuz çünkü
hep o lanet olası trendesiniz. Yine de, ona ne zaman baksanız, ayak
parmaklarınız ürperiyor. Birde yeni ayakkabı alabilseniz.
Sonra bir gün kampüste Ben Du Pont adında soylu biriyle tanış-
tırılıyorsunuz (Du Pont’ların Du Pont’u: New York’un yarısına sahip
olan ünlü kimyasal baronları). Ben, fidan gibi zayıf biri; zaril, eklem-
li elleriyle ve çok büyük burnuyla, neredeyse kadınımsı. Üzerinde
pahalı bir spor ceketle yırtık kot pantolon var ve bu kıyafetin onun
markası olduğu anlaşılıyor; çok-zenginim-ama-umurumda-değil, bu-
nedenle-siz-de-umursamamalısınız ifadesi. “Ben bizim melek yatı-
rımcılarımızdan biri,” diyor birisi. “Şehirdeki yoksul mahallelerde
uygulanacak gençlik programı için okula on milyon dolar bağışla-
dı.”
Daha önce, bırakın on milyon doları olan birini, bağışlayacak bir
doları olan biriyle bile tanışmamıştınız. “Merhaba,” diyorsunuz ve
kazağınızın altında göğüs uçlarınıza dikkat ettiğini fark ediyorsunuz
(biraz önce sertleşti). Ona ressam olduğunuzu, öğretmenlik yaptı-
ğınızı ve şehre yeni geldiğinizi söylüyorsunuz… İlgileniyor ve çalış-
malarınız hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyor (veya özellikle
büktüğünüz ıslak dudağınız veya özellikle dışarı çıkarttığınız sol
kalçanız hakkında daha fazla bilgi almak istiyor). İkiniz uzun süre
konuşuyorsunuz. Çok komik, zeki ve esprili biri. Bir milyonerin böy-
le olabileceğini hiç düşünmemiştiniz.
“Merak ediyorum,” diyor, “Benim gibi yaşlı biriyle çıkar mısın?Mesela, bu akşarı yemeğe?” Rocky evde yemek yaparken, bir
milyoner sizi dışarı yemeğe davet ediyor. Kiminle yemek yemeği
tercih edersiniz?
Rocky’yle yemek yiyecekseniz, 112. Bölüme gidiniz
(sayfa 315)
Ben’le yemek yiyecekseniz, 113. Bölüme gidiniz
(sayfa 320)

Cevap bırakın