Home » antalya escort » alanya escort bayan » ŞAHANE HATALARIM – 12-

ŞAHANE HATALARIM – 12-

ŞAHANE HATALARIM – 12-

33. Bölümden..,

Luis’i seçiyorsunuz. San Diego’ya bir bilet ayırtıyorsunuz ve oraya ulaştığınız anda onu görüyorsunuz. Resmindeki kadar yakışıklı. (Rahatlıyorsunuz, çünkü şişkoların, guatrlıların ve doğum lekesi olan insanların, hiç de ideal erkek değillerken, kapıdan dans ederek girip Evet, biz Hayalinizdeki Erkek 777’yiz, dediklerine ilişkin bütün o hikâyeleri duymuştunuz.) Gerginsiniz ve ateş basıyor. Sizin hakkınızda ne düşündüğünü merak ediyorsunuz.

Çantalarınızı taşıyor. Büyük, kaslı, damarlı elleri var ve ona baktıkça, daha da yakışıklı olduğunu görüyorsunuz. Sizi deniz kenarında bir bara götürüyor. Orada balık tako ve bira ısmarlıyorsunuz. İkiniz de gerginsiniz. Sizden hoşlanıp hoşlanmadığını anlayamıyorsunuz. Bir bira daha ısmarlıyorsunuz, sonra bir tane daha, bir tane daha… Saat yalnızca öğleden sonra iki ve siz bir anda sarhoş oluyorsunuz. Yürüyüşe çıkmaya karar veriyorsunuz.

Rıhtımda insanlar balık tutuyor. Adamın biri yavru köpekbalığı yakalamış; balık beton güvertede, düzgün beyaz göbeği ters dönmüş şekilde, nefes nefese yatıyor. Onun için üzülüyorsunuz. İçinizden yavru köpekbalığını kucağınıza almak, göğsünüze sıkıca sarmak ve kaçmak geçiyor.

Luis, otuz dakika uzaklıktaki Oceanside’de bir evde bir oda kiralıyor. Ev, aynı şekildeki gül renkli sıvaları olan evlerin bulunduğu bir

sitede, kendisi de Okyanus Evleri ve Okaliptüs Duvarları ve Hanımeli Sarmaşıkları gibi isimleri olan birçok sitenin arasında bir yerde.

Sizi evinde üst kata çıkarıyor ve bavulunuzu dikkatle onun yatağının üstüne koyuyorsunuz. Bavulunuzun fermuarıyla oynuyorsunuz ve Luis size gülüyor. Alt dudağınıza dokunuyor ve ikiniz, birlikte bavulun üstüne devriliyorsunuz. Sonrasında, hâlâ sizden hoşlanıp hoşlanmadığını merak ediyorsunuz.

Bu soru, hafta sonunun geri kalanında kendi kendinize hemen hemen her beş dakikada bir sorduğunuz bir soru haline geliyor. Ona bakmak bile kalbinizi acıtıyor ama o çok mesafeli ve sessiz davranıyor. Gülüyor ama sadece arada sırada. Sizinle her gece sevişiyor ama yine de mesafeli duruyor. Siz kovaladıkça o kaçıyor. Bu da onu her geçen dakika daha cazip hale getiriyor. Onunla konuşmak istiyorsunuz, sizden gerçekten hoşlanıp hoşlanmadığını sormak istiyorsunuz ama çatık kaşları, fıldır fıldır bakan gözleri yüzünden kalbiniz parmak uçlarınızda atıyormuş gibi geliyor ve bu nedenle ona hiçbir şey soramıyorsunuz.

Sinir bozucu dört günün sonunda, sizi havaalanına bırakıyor. Tuhaf, huzursuz ve uzak duruyor. Veda etmek için içeri bile girmiyor. Kadınlar tuvaletinde özürlüler kabininde ağlıyorsunuz. Getirdiğiniz kıyafetler yanlıştı, saçlarınız yanlıştı, çirkin, şişkin ve balık suratlı görünüyorsunuz. Her şey çok yanlış. Siz tuvalet kabininde yüzünüzü silip gözyaşlarınızı tuvalet kağıdıyla tıkamaya çalışırken, yaşlıca bir kadının sert sesini duyuyorsunuz. “Madam?” diyor kadının genizden gelen resmi sesi. “Özürlüler kabinindesiniz ve bekleyen biri var.”

“Ben buradayım!” diye bağırıyorsunuz.

“Bunu biliyoruz, madam. Orası sadece özürlü insanlar için.”

“Biliyorum. Lanet olsun,” diye bağırıyorsunuz. “Ben de özürlüyüm.”

Lanet olsun. Ben de özürlüyüm. Havaalanı güvenlik raporuna bu ifade girecek. Kaliforniya özürlü insanlara ya da onlar hakkında bağıranları hoş karşılamıyor fakat bacakları burulmuş boru temizleyicisi gibi olan bir kızın beklediğini nereden bilebilirdiniz? Ceza ödüyorsunuz, uçağınızı kaçırıyorsunuz ve o gece bire kadar eve varamıyorsunuz. Vardığınızda da bitkin, rimeliniz akmış ve perişan haldesiniz.

Eve geldiğinizde sizi üç tane mesajın beklediğini görüyorsunuz. Birisi, nerede olduğunuzu merak eden annenizden (internetten buluşma olayınızı hiçbir şekilde anlatmayacaksınız); ikincisi, stajyer arayan yerel radyo istasyonundan ve sonuncusu da, nihayet Luis’den. Onu aramanızı istiyor.

Sizden özür diliyor. Kalbiniz hopluyor. Size çok heyecanlı olduğunu söylüyor. Başka bir insanla aralıksız olarak dört gün boyunca kalmaya alışkın olmadığını anlatıyor; çok uzun süredir yalnız. Bir şans daha istiyor. “Geri dön, bebeğim,” diyor. “Sana ihtiyacım var. Her şeyi mahvettim.” Kalbiniz küt küt atıyor, adrenalin seviyeniz aniden yükseliyor. Onu özlüyorsunuz. Kesinlikle doğru olmasını umduğunuz şey, gerçekten doğru. Sonuç olarak sizden gerçekten hoşlanıyor! Yaşasıııın\ Uzun bronzlaşmış kollarını, derin kahverengi gözlerini hayal ediyorsunuz.

Yine de, belki ona yeterince zaman ayırdınız. Belki işe başlayıp, para kazansanız iyi olacak. Arkadaşınız restorandaki garsonluk işinden ayrılacağını ve sizin, onun yerini alabileceğinizi söylüyor. “Bahşişler iyi,” d’ıyor. “Yapmak istediğin başka bir şey buluncaya kadar burada çalışabilirsin.”

Luis’e geri dönecekseniz, 109. B^ume gidiniz (sayfa 308) Restorandaki işe girecekseniz, 1& Bölüme gidiniz (sayfa 366)

Cevap bırakın