Home » Posts taggedantalya sıcak escort

ŞAHANE HATALARIM 4-

Antalya Grup Yapan Escort
ŞAHANE HATALARIM 4- beni süzdü. Aldatmadığından emin olunca ra- hatladı: -Ya… Demek öyle. Ama bu sözlerin neler ifade ettiğini anlatmak, sayfalarca yazıyı gerektirir. Genç kadın, kocasına şunu demek istiyordu: “Nasıl? Bu delikanlıyla herşeyi mi anlat- tın? Sırrımızı ele mi verdin?” Kadının tavrını ben böyle anlamlandırıyor- dum. Komşum da benim gibi anlamlandırmış ol- malı ki, şöyle dedi: -Evet. Bunda bir kötülük yok. Adalete tes- lim ettiğim haydutların öç almasından kork- sam bile namuslu insanlardan korkacak ne var? Benim saklandığımı, mesleğimden utandığımı sanmıyorsun ya? Karısı: -Yanlış anlama. Dedi. Bay Mechinet onu işitmiyordu. Kafasından bir şeyler geçtiği belliydi. Sonra konuştu: -Elbette… Tuhaf fikirlerin var, hanım. Ben uygarlığın meçhul bir bekçisiyim. Rahatlığım pahasına ve hayatımı tehlikeye atarak toplu- mun güvenliğini sağlıyorum. Bundan utana- cak mıydım? Gülünç olur bu. Polis teşkilatı- nın ayrı bir bölümü olan bizlere karşı geç- mişten gelen ön yargılar var, diyebilirsin. Umurumda değil bu. Evet, bize tepeden ba-kan yetenekli bayların var olduğunu biliyo- rum. Ama ben ve meslektaşlarım yarın bir grev yaparsak ve aman vermediğimiz haydut sürüsüne sokakları serbest bırakırsak, onla- rın suratlarının ne hale geleceğini görmek is- terdim. Karısı, böyle çıkışlara alışkındı hiç konuşma- dı; iyi de etti. Çünkü komşum itirazla karşılaş- mayınca büyülenmiş gibi yatıştı şöyle dedi ona: -Ama konuyu değiştirelim. Şimdi çok önemli bir konu var. Yemek yemedik açlıkta- n ölüyoruz, bize yiyecek bir şeyler verir mi- sin? Bu akşamki hali, kadının çoğunlukla itirazsız kabul ettiği hallerden olmalıydı; tatlı bir gülüm- semeyle: – Beylerin yemekleri şimdi hazır olur. Masaya oturduk, nefis birer biftek kondu önü- müze. Bayan Mechinet, biz yerken kadehlerimi- zi nefis bir şarapla dolduruyordu. Ben, bu sakin arkadaşımı gizlice seyreder- ken, bu rahat evin ona ait olduğunu, bu ufak te- fek ve güzel kadının kocası olduğunu düşünü- yordum ve kendi kendime soruyordum, akıl al- maz maceraların kahramanı, usta hafiye bu adam mı diye. Karnımızı güzelce doyurduk. Yemekten son- ra Mechinet, karısına günün olaylarını anlattı, A-7.x«..o., w..um yanma oıurmuş, DuyuK bir dik- katle dinliyor, anlayamadığı zaman soruyordu. Arkadaşım sözünü bitirince, karısı şöyle dedi ona; –    Büyük bir yanlış yaptın. Düzeltilmeyecek bir yanlış. Kocası sordu: –    Nasıl yani? –    Müdüriyete gitmene gerek yoktu. –    Ama… Monistrol.. –    Evet, onu sorguya çekmek istiyordun. Ama ne işine yaradı? –    Çok işime yaradı. –    Yaramadı. Hemen “Vivienne Caddesi’ne, karısına gitmen gerekirdi. Onu, kocasının tu- tuklanması dolayısıyla kapıldığı heycanlı hal içinde yakalardın. Eğer şüphe edildiği gibi suçluysa ona biraz ustalıkla herşeyi itiraf et- tirirdin. Bu sözler üzerine ben yerimden sıçradım: –    Evet. Sonra, karalı bir tavıla devam etti: –    Bundan hiç kuşkum yok. Biliyor musu- nuz, şuna eminim ki cinayeti kadın planladı. Erkeklerin işlediği yirmi cinayetten onbeşi kadınlar tarafından planmış ve telkin edil- miştir. Bay Mechinet’ye sorun. Kapıcı kadı-nın tanıklığı sizi aydınlatmalıydı. Kim bu ba- yan Monistrol? Çok güzel bir kadın. Söylene- dildiğine göre, ihtiraslı bir kadın, kocasını parmağında oynatıyor. Ama ne halde? Para- sızlıktan kıvranıyor, ihtiyardan yüzbin frank istiyor. İhtiyar bu parayı vermeyerek onun umutlarını söndürüyor. Sizce kadın, öldüre- siye nefret...
Devamını Oku

Şahane hatalarım -3-

Şahane hatalarım -3- yorsunuz ve bütün mezuniyet çeklerinizi bozduruyorsunuz. Büyük bir sırt çantası ve yatak tulumu alıyorsunuz. Harita, çakı, seyahat rehberleri, tren tarifeleri, mide ilacı, ishal ve bulantı ilaçları ve aspi- rin stokluyorsunuz. Duvarlara raptiyelediğiniz büyük haritalara bakıyorsunuz ve gitmek istediğiniz şehirleri işaretliyorsunuz. İtalya’ya ya da İngilte- re’ye gitmek istemiştiniz hep. İngiltere’ye muhteşem mimarisi, krallık tarihi ve punk-rock görünümü için, İtalya’ya muhteşem ye- mekleri, Rönesans resimleri, çılgın ve seksi ayakkabılar nedeniyle. Her iki rota da muhteşem, ne yazık ki ancak birini seçebilirsiniz. İtalya’ya gitmeye karar verirseniz, 12. Bölüme gidiniz (sayfa 29) İngiltere’ye gitmeye karar verirseniz, 13. Bölüme gidiniz (sayfa 32)Riskli bir eserle yarışmaya katıldınız. St. Louis Kemeri’ni can- landırmak amacıyla, arkadaşlarınızın cinsel organlarından döküm yaptığınız eserinize kaynak olarak da bir dizi bronzlaştırılmış vajina kullandınız. Parçaları yapmak için, modeller katlanan metal bir iskemleye oturdu, bacaklarını açıp, ayaklarını birer kovaya dayadı. Sonra bacaklarının arasına alçı, hem de buz gibi alçı sürüldü ve yirmi dakika süreyle alçının kurumasını beklediler. Sizin eseriniz o kadar fazla incelenmiyor ve bunun asıl nedeni Thaddeus’un eserinin bütün dikkatleri üzerine toplaması: Büyük bir plastik kemanın içine televizyon monitörü gömülmüş ve monitörde ikinizin sevişme görüntüleri döndürülüyor. İnsanlar karlı yeşil moni- törün etrafına toplanmış, plastik bardaklardan ucuz şarap yudum- layarak fısıldaşıyor. Videodaki olayların birçoğunu unutmuşsunuz; kameranın, birçok sevimsiz açıyı almak için durması gereken yerde olduğunu da kesinlikle hatırlamıyorsunuz. Gösteriden sonra fısıldaşmaların dineceğini ve üzerinize çevrili bakışların başka yöne döneceğini sanıyordunuz ama ilgi hâlâ sizin üzerinizde. Video hızla okula yayılıyor ve kısa sürede neredeyse bütün öğ- renciler kopyasını almış gibi görünüyor. Hatta özet görüntülerin bulunduğu bir web sitesi olduğu söylentileri var. 0 halde yeni rolü- nüz bu: Siz, Güzel Sanatlar Fakültesi Fahişesi oldunuz. İşin kötüsü,kaygılanan bir akran’ tarafından, videonun bir kopyası, ‘bilmeleri gerektiği’ düşüncesiyle, postayla ailenize gönderildi. Artık bütün gözler sizin üzerinizde. Utanıyorsunuz ve kendinizi küçük düşürül- müş hissediyorsunuz. Ebeveynleriniz dehşet içinde ve hasar bü- yümeden okulu bırakmanızda ve farklı bir yerde her şeye yeniden başlamanızda ısrar ediyorlar. Okulu bırakacaksanız, 16. Bölüme gidiniz (sayfa 40) Okulu bırakmayacaksanız, 17. Bölüme gidiniz (sayfa 43)
Devamını Oku

Şahane hatalarım -2-

Şahane hatalarım -2- Fen bilimlerinde okuyorsunuz ve hayatın bu derece sıkıcı, nere- deyse kendi gözünüzü çıkarmak isteyecek kadar sıkıcı olduğunu bilmiyordunuz. Gününüz sabahın beşinde başlıyor ve ertesi sabah bir civarında sona eriyor. Bütün o saatler boyunca ne yapıyorsu- nuz? Ezberlemeyle vakit geçiriyorsunuz. Ezberleme tanrınız olmuş. Binlerce kuru ve ufalanan metni – sonsuz miktarda ekmek kabu- ğunu susuz yemeye zorlanıyormuşsunuz gibi – yutmanız gerekiyor. Anlamsız kelimeler, bıktırıcı tablolar, bezdiren teoremler. Sizin düşüncelerinize yer yok. Haftalardır erkek arkadaşınızla sevişme- diniz. 0 devamlı olarak kanepede oturuyor ve size sızlanan bir şalgam gibi görününceye kadar şikâyet ediyor. Zaman bulanıklaşıyor. Uzakta dağ beliriyor. Her test, sizin dü- şüp ayağınızı burkmanızı bekleyen kaygan bir yarık, her final sizi bahardan önce öldürmeye çalışan dondurucu bir fırtına gibi. Günler haftalara, haftalar aylara dönüşüyor. Erkek arkadaşınıza neredey- se hiç ilgi göstermiyorsunuz ve onu pek de sık düşünmüyorsunuz. Ancak bir gün eve erken gelip elini Sharon adlı, daha bir hafta önce aspirin istediğiniz tombul bir kızın bluzunun içinde yakalıyorsunuz. Erkek arkadaşınızı kovuyorsunuz ve bütün eşyalarını üçüncü kat penceresinden aşağı atıyorsunuz. Daireyi darmadağın ediyor- sunuz. Branşınızdan nefret ediyorsunuz, erkek arkadaşınızdannefret ediyorsunuz, hayatınızdan nefret ediyorsunuz. Bu hayat değil. Bu mutluluk değil. Bölümünüzden ayrılmak ve gidip gerçek- ten önemli bir şey yapmak istiyorsunuz. Gerçekten önem verdiğiniz bir şey. Sizi mutlu edecek bir şey yapmak için geç kalmadınız. Di- ğer yandan, ürkütücü derecede doğru bir deyiş var Emek olmadan yemek olmaz. Fen biliminde okuyan hiç kimsenin hayatı kolay ol- maz. Değil mi? Fen bilimlerinde kalacaksanız, 10. Bölüme gidiniz (sayfa 25) Fen bilimlerinden ayrılacaksanız, 11. Bölüme gidiniz (sayfa 27)Okulu boş verin, biraz önce okuldan ayrıldınız. Hayat okulu var- ken, neden ders çalışasınız ki? Eğitiminiz Avrupa’nın tren istasyon- larında, müzelerinde, kafelerinde ve kulüplerinde geçecek. (Yatak- larından bahsetmiyorum bile. Orada da epeyce eğitim almayı umut ediyorsunuz.) Haklı olarak, beklentileriniz çok yüksek. Entrika, ma- cera, romantizm ve güzel fotoğraflar olmasını bekliyorsunuz. Tiyat- ro, müzik ve leziz şaraplar olmasını bekliyorsunuz. Kültür bekliyor- sunuz. Amerikan kültüründen nefret ediyorsunuz; çok büyük ve ayak- larını güm güm yere vuruyor. Gülmekten ölünceye kadar neşelen- meye yarayan ilaçlara ya da mega boyutlarda adamların tutuştuğu Amerikan güreşine benziyor. Wal-Mart, Sam’s Club ve McDonald’s’dan oluşuyor. Kartonpiyer toplumlardan ve Disney on Ice! gösterisinden oluşuyor. Bakire pop starlar ve Pepsi’den oluşu- yor. Yardım kurumlan bile bozulmuş. Greenpeace veya PETA ile didişirseniz Tanrı yardımcınız olsun. Avrupa daha iyi olmalı, ne de olsa Amerikalılardan nefret ediyorlar. Anneniz ve babanız kaygılanıyor. Avrupa’nın tehlikeli olduğunu düşünüyorlar. Avrupa’nın pahalı olduğuna, koktuğuna ve insanların doğru dürüst yıkanmadığına inanıyorlar. Neyse. Bu saatten sonra hayatınızı yönlendirmelerine izin vermeyeceksiniz. Arabanızı satı-
Devamını Oku

Şahane hatalarım -1-

Antalya Grup Yapan Escort
1. Bölümden.. Erkek arkadaşınızın ailesinin evinde, mutfakta dururken, ona yolculuğa çıkacağınızı söylüyorsunuz. Üniversiteye gitmeyeceksiniz. Ders programları, krediler veya notlarla uğraşma fikri hiç hoşunuza gitmiyor. Sıradan başarı size göre değil. Sizin için başarılı olmak, mutlu olmak demek. Erkek arkadaşınız bozulmuş görünüyor. Yük- sek sesle konuşuyor. Bağırıyor ve size planınızın son derece aptal- ca olduğunu haykırırken, omzunuzu parmağıyla dürtüyor. Ona ce- vap verip, fikrinizi savununca, sizi itiyor. Siz de onu itekliyorsunuz. Sonra size kaltak deyip kendinizi ne sandığınızı soruyor ve tokadı yapıştırıyor. Lanet olsun. Bunu beklemiyordunuz. Yoksa bekliyor muydu- nuz? Her zaman biraz asabi değil miydi? Finaller gözünde büyüdü- ğü zaman ya da babası bağırırken veya koçu şikâyet edince sinirle- rini kontrol altına almakta zorlanırdı… Aslında düşününce, kızmak için iyi bir bahanesi vardı hep. Tüm bunları bir anda düşünüyorsu- nuz. Ne anlama geldiğini ve sonrasında ne olacağını biliyorsunuz. Size bir kere vurdular mı, gerisi daima gelir. Bu işte giderek ustala- şırlar. Bu yüzden, size bir daha vurmadan, ocağın üstündeki demir tavayı yakalayıp (domuz pastırması yağı hâlâ içinde) erkek arkada- şınızın kafasına indiriyorsunuz. Tonk. Patates çuvalı gibi yere yığılı- yor. Ölmedi. Piç kurusu hâlâ nefes alıyor.Gitme zamanı geldi! Peki, nereye? Avrupa’yı görmek istemişti- niz hep: Taş binaları, Rönesans resimlerini, bronz tenli adamları. Kaliforniya’ya da gidebilirsiniz. Kaliforniya’da kim eğlenmez ki? Hatta orada kalacak yeriniz bile van geçen yıl mezun olan bazı arkadaşlarınız Los Angeles’te bir ev aldı ve size gelip istediğiniz kadar kalabileceğinizi söylediler.Sanat bölümüne kaydoldunuz. Tuhaf bir kabile bunlar. Kulak memelerine tahta parçaları geçirmiş bir çocuk, Maori dövmeli ve cinsel organında piercing taşıyan bir kadın ve raptiyeleri ısıtıp kol- larına kabartma solucan şeklinde hiyeroglifler alazlayan bir başka kız var. Sanat öğrencileri, hukuk ve işletme öğrencilerinin alaylarına maruz kalmama çabası içinde, dayanışma halinde olup birlikte dolaşırlar. Bu nedenle ve muhtemelen başka nedenlerle de, erkek arkadaşınızla iletişiminiz daha da bozuluyor. (0 işletme okuyor. Hem sıkıcı hem de utanç verici.) Bir anda size budala gibi görün- meye başlıyor. Artık onunla yatmayı bırakıyorsunuz; onun ritimsiz pompalamaları ve homurdanmaları artık size cazip gelmiyor. Dur- madan kavga ediyorsunuz. Sonra bir gün öğleden sonra erkek arkadaşınız eve erken gelip sizi kadife kanepeye yayılmış bir şekil- de Thaddeus isimli bir video sanatçısıyla yakalıyor. Bu ilişkinizin sonu oluyor. Onu suçlayamıyorsunuz, üzülüyor da sayılmazsınız. Thaddeus, kızların çalgı telleriyle bağlı bir şekilde ata biner gibi yağlı çelloların üstünde poz verdiği senfoni-seks filmleri çekmeyi seviyor. Ayrıca sevişmelerinizi banda kaydediyor. Bundan pek hoş- lanmıyorsunuz, ancak size ‘Sen ne anlarsın7 dediğinde susuyor- sunuz. Sizi o kadar sık filme alıyor ki yatakta çıplakken kameranın 1*5çalışması artık sıradan geliyor, hatta neredeyse memnun ediyor. Dönemin ortasında, okulda karma sergi açılması gündeme geliyor ve sizin de bir eserinizi sergilemeniz gerekiyor. Şimdi, teknik olarak başarılı olduğunuz bir resimle mi, yoksa daha riskli bir resimle mi katılmalısınız? Riskli resimle katılmak istiyorsanız, 8. Bölüme gidiniz (sayfa 21) Teknik olarak başarılı resimle katılmak istiyorsanız, 9. Bölüme gidiniz (sayfa 23)
Devamını Oku