Home » antalya escort » Archive by categorylara escort bayan

antalya otelde escort bayan

antalya bayan escort
antalya otelde escort bayan merhaba ben escort bayan GAMZE 1.66 boy 49 kilo 26 yaşında seksi vücutlu,seksi kalcalı ve göğüslü,açık bugday tenli,güzeller güzeli escort bayanım.Randeularımı kendi evimde yada sizin belirlediğiniz 4 * 5 yıldızlı otellerdede yapabilirim.Kendine öz güveni tam olan bakımlı,kültürlü ve kaliteli erkekleri bekliyorum. antalya bayan escort Zevk oranları yüksek fantazileri son derece mükemmel bir seks için kendinizi hazır duruma getirmelisiniz.Benimle yapmış olduğunuz Seks dolu dakikalardan tamamen keyif alacak ve duyumsuzca sevişerek rahatlamaların en güzelini yaşamış olacaksınız..Size vermiş olduğum hizmeti çok sevecek benden kolayca vaz geçemeyeceksiniz.İstediğiniz her zaman bana ulaşabilir benimle birlikte olabilirsiniz.sevgilerle.. antalya escort bayan
Devamını Oku

konyaaltı seksi escort bayan

konyaaltı seksi escort bayan Merhaba ben escort bayan Mina 1.69 boy 51 kilo 22 yaşında yeni taptaze escort bayanım.Seksi vücutlu ve seksi göğüslü,bakımlı,güler üzlü,cana yakın,kültürlü ve kaliteli,seks deneyimi oldukca memnun edici bir escort kızım..Randeularımı kendi güvenilir evimde gerçekleştirmekteyim.ilişkilerimde sağlık açısından mutlaka kondom kullanıyorum.Ters ilişkiye asla girmiyorum.Kendine öz güveni olan kültürlü,kaliteli,bakımlı ve anlayışlı Elit erkeklerin araması rica olunur. konyaaltı çıtır yeni escort Muhteşem ötesi seks dolu dakikaları beraber geçirmek ve en özel ve güzel zevkli fantazileri beraber çılgınca yaşamak sizi çok tatmin edecek ve kendinizi bir anda seks dünyasında hissedeceksiniz.Birlikte yapacağımız seks dolu zamanları çok sevecek kendinizi her daim mutlu hissedeceksiniz..En zevk verici hallerimle sizi aklınızı başınızdan alacağımdan hiç şüphe duymayınız.Güzel bir ilişkiyle seks yapıp rahatlamaya ne dersiniz?.. antalya doyumsuz escort
Devamını Oku

antalya çıtır escort nuray

antalya çıtır escort nuray selam ben escort bayan NURAY 1.68 boy 54 kilo 26 yaşında seksi vücutlu,iri ve dik göğüslü,dünya tatlısı,bakımlı,temiz ve hijyen,sohbeti ve seksi seven bir escort bayanım.bütün fantazilere açığımdır.Görüşmelerimi sadece kendi güvenilir evimde yapmaktayım.benimle güşmek isteyen beylerin bakımlı ve temiz olmaları,kültürlü kaliteli,anlayışlı ve maddi sorunu olmayan beylerin araması önemle rica olunur. antalya doyumsuz escort En güzel ve en özel seks dolu dakikaları beraber geçirmek ve istediğiniz en güzel pozisyonlarla yapacağımız fantazilerden mükemmel ötesi zevk alarak kendinizi son derece tatmin etmiş olup rahatlamanın tadını çıkaracaksınız.size yapmış olacağım en zevk verici muamelelerden son derece etkilenecek defalarca zevk oranlarınızın azdığını göreceksiniz.Benimle yaşadığınız seks dolu ilişkiden sonuna kadar zevk alacak ve hiç bir zaman aklınızdan çıkmayacak .Arayın ve birlikte zevkin zirvesine çıkıp hak ettiğiniz mutluluğu yaşayalım..sevgilerle.  antalya bayan escort
Devamını Oku

konyaaltı escort

konyaaltı escort Selam yakışıklı seks yaşamaya düşkün kaliteli kibar beyler, Ben 26 yaşında uzun boylu orta kiloda  bebeksi tenimle güzel cazibeli bir escort bayanım.Araba kullanmayı yeniyerler görmeyi yeni insanlar tanımayı kısacası her türlü macerayı seviyorum. Edindiğim tecrübelerime güveniyor seninle keyifli zevk dolu seks yaşamak iSTİYORUM.Birlikte duşa girip ateşli anların fitilini ateşleyip salonda yada masada ku cakta yada yatakta zevk yaşamalı bulutlara çıkmışcasına keyif  konyaaltı sınırsız escort almalısınız. Sonra içimde  arzularımızı şelale yapmalı mutlu musmutlu sonla bitirmeliyiz.Sende eminimki benimle birlikte olmak için sabırsızlanmaya başladın. Çıplak tenlerimiz birleşmeli öpmelerimle başlayıp, dudaklarından  inip, cinsel organına kadar yalayarak inmeli seni sertleştikten sonra köküne kadar içimde hissetmeliyim.senin aldığın hazza karşılık benim zevk çığlıklarım bulunduğumuz yeri muhteşem ses tınıltısına bırakıcak… Evet sınırlı yada sınırız bende kural yok bakalım sen ne istediğini biliyormusun? konyaaltı escort bayan AŞK TADINDA MUHTEŞEM ANLARA BEN HAZIRIM YA SEN?ARAYIN GÖRÜŞELİM ÖPÜLDÜNÜZ….
Devamını Oku

antalya yeni escort

antalya escort bayanlar
antalya yeni escort tekrarlandı. Bir mağazada, patron pek konuş- kan olmadığı için, çok alış veriş yaparak konuş- araştırmanın sonunda, bu konuda halkın düşün- celerini öğrenmiş olduk. Dört yıldır oturdukları mahallede bay ve bayan Monistrol hakkında semt sakinlerinin düşüncelerini öğrendik. Sanık hakkında herkes şöyle düşünüyordu: O, insanların en yumşak huylusu, en iyisidir. Yardımı sever, dürüst ve çalışkandır. Talih, hep layık olmayanlara güldüğü için, zavallı adam, işinde başarılı olamadı. Aldığı dükkan uğursuz- du. Onbeş yıldır burayı kim almışsa iflas etmiş- ti. Karısını çok seviyordu ama bu sevgi, hastalık sınıra varmamıştı ve kendisini gülünç bir durum- lara düşürmemişti. antalya anal escort Hiçkimse onun suçluluğuna inanmıyordu: – Polis, onu tutuklamakla hata etti. Ama karısı hakkında farklı düşünceler vardı. Bazıları onu parasal durumuna uymayacak ka- dar şık buluyorlardı. Bazıları ise, onun bu şık gi- yiminin, yaptığı iş dolayısıyla zorunlu olduğunu söylüyorlardı. Kocasını çok sevdiğini belirtiyor- lardı. Onların dediğine göre, bu kadın, çok güzel olduğu, birçok hayranı olduğu halde, onlara yüz vermiyor, lekesiz adına en ufak bir şüphe lekesi bulaştırmıyordu. Bu söyleyenlerin Mechinet’yi şaşırtmakta ol- duğunu görüyordum. Şöyle dedi bana:-    Bu harika! Ne bir dedikodu, ne çekiştir- me, hiçbir şey yok. Oysa biz, çok farklı dü- “serğ^Ök Onu, tezgahın başında oturup da namussuzlun çok kendi güzelliklerini âcntruryla. herkadın, kocasının aptallığı ya da namussuzluğa bile bile göz yumuşu so- nucunda, herkesle kırıştıran bir kadın san- mıştık. Ama öyle değilmiş. escort antalya Komşumun bu söylediklerine itraz etmem im- kansızdı. Lecluse caddesinde kapıcı kadının anlattıkla- rı, çok farklıydı oysa. Görüşler semtten semte değişiyordu. Batignolles semtinde fahişelik sa- yılan şey, Vivienne Caddesi’nde işin gereği sa- yılıyordu. antalya escort Fakat soruşturmamız için hayli zaman harca- mıştık, durup izlenimlerimizi birbirimize açıkla- mak ve ne yapacağımızı karalaştırmak için za- manımız yoktu. Mechinet bana şöyle dedi: –    Şimdi, oraya gitmeden önce, çevresini inceleyelim. Gizli araştırmaların tekniğini bilen bir adamdı. Bana Monistrol’un mağazasının karşısındaki bir araba kapısına kadar kendisini izlemem için bir işaret yaptı.
Devamını Oku

ŞAHANE HATALARIM – 16-

ŞAHANE HATALARIM – 16- Neden bir çuval inciri berbat edesiniz? Hiç kimseye hiçbir şey söylemeyeceksiniz ama dekanla öpüşmüş olmanızda iki temel sorun var: (1) Bir kadınla öpüşebileceğiniz hiç aklınıza gelmezdi. (Arayabileceğiniz bir lezbiyen yardım hattı var mı acaba? Bir üyelik formu falan?) ve (2) Acaba dekan çılgına dönecek mi? Bu olay işinizi etkileyecek mi? Bundan sonra size farklı davranacak mı? Siz bundan sonra ona farklı davranacak mısınız? Karakterinizin dışın- da bir şey yaptığınız zaman, bu artık bundan sonra sizin karakteri- niz mi olacak? Uzun hafta sonu boyunca, telefonun çalmasını bekliyorsunuz ama çalmıyor. Evinizi temizlemeye başlıyorsunuz. Siliyorsunuz, ovuyorsunuz, siliyorsunuz, siliyorsunuz, süpürüyorsunuz, elektrik süpürgesiyle temizliyorsunuz, yıkıyorsunuz, bekliyorsunuz. Beş makine dolusu çamaşır yıkıyorsunuz. Zaten temiz olan şeyleri tek- rar yıkıyorsunuz. Sonra telefon çalıyor. Dekan Dorrington’un bürosu arıyor. Dekanın sekreteri sizi kovuyor. Ofisteki bilgisayarınıza el konuluyor, sesli postanız kapatılıyor, ana anahtarınız iptal ediliyor. Size hiçbir açıklama yapılmıyor, sıcak bir şekilde veda edilmiyor, tazminat paketi verilmiyor. Veda pastası yok, kart yok, bunun çok ayıp olduğunu söyleyen öğretmenler yok. Yafnızca eşyalarındı bir karton kutuya doldurup, gizlice eve dönüyorsunuz. 180Küçücük dairenizde bir şişe şarap açıyorsunuz, sonra bir tane daha açıyorsunuz, evdeki stokunuz bitinceye kadar açıyorsunuz. Şimdi gidip şarap almanız gerekiyor. Burada gerçekten çok güzel olan bir haber de, Savannah’da her yerde – hatta bakkallarda bile – şarap satılıyor olması. Savannah’ın kent merkezindeki tek market Kroger. Kroger yirmi dört saat açık ve kilometreler boyunca kliması olan tek yer burası. Kapının önünde tavuk kulübesi var ve içeride boydan boya içki dolu bir koridor bulunuyor. Arabalar sıcakta duruyor ve buharlaşı- yor. Ön kapıdan içeri girerken, üzerinde lekeli bir spor ceket bulu- nan zenci bir adam bağırmaya başlayarak tekrar tekrar, “Fahişe! Seni koca götlü fahişe\” diye bağırıyor ve bakkalın güvenlik görevli- leri gelinceye kadar susmuyor. Güvenlik görevlileri kendilerini polis sanıyor. Kasalarda sonu gelmeyen kuyruklar var, kliması olmayan yok- sul mahalledeki herkes, serinlemek için buraya geliyor. Başlarına tişört bağlamış adamlar, mandıra kısmında birbirlerine bağırıyorlar Çocuklar solmuş etleri yüzlerine bastırarak, kırık alışveriş arabala- rıyla koşuşturup duruyor. Kan ter içindeki anneler, hoşnutsuz bir ifadeyle, birbirleriyle komşuları, paraları ve erkekleri hakkında ko- nuşuyor. Dalgın bir şekilde, dizleri seviyesinde cirit atan çocuklara vurup, onların bağırarak florasan ışıkla aydınlatılmış koridorlarda koşuşmalarına yol açıyorlar. Yeşil plastik bir alışveriş sepeti alıyorsunuz ve dükkânın içinde dolanıyorsunuz. Bir pinos gris şarabı buluyorsunuz ve kasalara doğru ilerliyorsunuz. O anda, marketin çok sessiz olduğunu fark ediyorsunuz. Kadınlar artık konuşmuyor, kasiyerler hareket etme- den durmuş, dükkânın önüne bakıyor. Sadece bir bebek ağlıyor, başka hiç ses yok. O anda, başlarında yün bere olan iki adam gö- rüyorsunuz. İlk düşünceniz, bu havada kim yün bere giyer oluyor. Ama sonra tabancalarını görüyorsunuz. Siyah, donuk, sıradaki insanlara doğrultulmuş. Kasiyere bir şey söylüyorlar, bağırıyorlar ve Asonra mavi gömlekli, yaka kartlı bir adam koşarak içeri giriyor. Bir patlama oluyor. Maytap patlarmış gibi. Pat pat pat! Mavi gömlekli adam yere düşüyor. Sonra iradeniz dışında dönmeye başlıyorsu- nuz, sanki bir şey sizi sert bir şekilde itmiş gibi. Göğsünüzde bir sıcaklık var. Dizlerinizin...
Devamını Oku

ŞAHANE HATALARIM – 15-

ŞAHANE HATALARIM – 15- dağın terlemeye başladığını görüyorsunuz. Size bir içki daha hazır- lıyor. Savannah’ta böyle yapılıyor. Elinizde bir içki olması gerekiyor ya da neden olmadığını açıklamanız. Pirinç bir halkanın üstüne tünemiş büyük yeşil bir papağan var ve size kötü kötü bakıyor. Tam onun akıllıca doldurulmuş bir hay- van olduğunu düşünürken, berbat bir sesle MaCAW diye bağırıyor! Eileen, “Sus, Bay Biggles!” diyerek gülüyor. “Bay Biggles’e bakma sen. Kör ve aptal ama kocam onu çok seviyordu. Şey, yakında eski olacak kocam demeliyim, boşanıyoruz ve Bay Biggles, buradan istediği tek şeydi, bu nedenle bir tek onu vermedim. Doğru değil mi, Bay Biggles?” Kuşa bakıp öpücük sesleri çıkarıyor. “Kocam ona ithal Brezilya fıstığı veriyordu ama ben onu kedi mamasıyla besliyo- rum… Biraz daha cin alır mısın?” Evet, anlamında başınızı sallıyorsunuz, fakat dünyada bunu at- latmanıza yardımcı olmaya yetecek kadar içki olmadığını biliyorsu- nuz. Söyleyecek başka bir şey bulamıyorsunuz. “Kör mü?” “Glokom. Hiçbir şey görmüyor.” Cadaloz! diye bağırıyor kuş. “Söylediği şeye bak!” diyor Eileen. “Vay canına. Kocam ona seçme deyimler öğretti.” Bir yerlerden klasik müzik sesi gelmeye başlıyor ve bacaklarınızın arasında siyah, ipek gibi tüyleri olan bir kedi dolaşmaya başlıyor. Üç kadeh içki ve uzun bir sohbet sonra- sında, Eileen hâlâ size ne istediğini söylemedi. Bu bekleme sizi iyice geriyor. Resimlere ve salondaki antikalara bakıyorsunuz. Bu salonda, sizin bütün hayatınız boyunca kazandığınızdan daha çok para var. Eileen konuşuyor ve size, şehir merkezinde yaşayan an- nesini anlatıyor. Beyaz pislik! diye bağırıyor kuş. Beyaz pislik! Ve Eileen aniden viski dolu bardağını kuşa fırlatıyor, bardak arka du- vara çarpıp parçalanarak duvar kâğıdını ıslatıyor. Yeşil papağan çıldırıyor. Seni orospu seni\ diye haykırıyor, seni orospu sen/! Bu noktada Bay Biggles o kadar heyecanlanıyor ki, bir adım atı-yor ve yere düşüyor. “Lanet olası tüylü toz bezi!” diye bağırıyor Eileen. “Neden bir kere şu vantilatör kanatlarına uçmuyor ki?” Ayağa kalkıyorsunuz. Muhtemelen kuşa yardım etmek için ya da parçaları toplamak için ama hayır, aslında sadece uzaklaşmak istiyorsunuz ve Eileen sizi omzunuzdan yakalıyor. “Sakin ol,” diyor ve sizi dudaklarınızdan öpüyor. Başınız dönmeye başlıyor. Klasik müziği duyabiliyorsunuz, Bach veya Mozart ya da başka biri. Eli kalçanızda dolanıyor ve avucunu, bacaklarınızın arasına koyuyor. 0 sırada, telefon çalıyor ve ikiniz ayrılıyorsunuz. Eileen telefona gidiyor, bu arada telefonun sesi kuşun yeniden çılgınca hareketler yapmasına yol açıyor ve yalpala- yarak cam odaya gidip, kedi kâsesinden kedi maması yemeğe başlıyor. Eileen telefonu kapatınca, Bay Biggles’i kucağına alıyor. Kuş çılgınca kanat çırpmaya başlıyor. Eileen’e bağırıyor, Yüzünü paramparça edeceğim, Eileen! Yüzünü paramparça edeceğimi Eileen onu tekrar tüneğine götürüyor. “Dekan Dorington’un sana vermemi istediği bir iş var,” diyor. “Bir evim var, aslında, kocamındı ama kimin umurunda. Bu ev Sapelo’da. Oraya hiç gittin mi? Meridian sahilinin hemen açığında. Yedi mil açıkta. Çok güzel bir yer, görkemli bir ev, kapalı yüzme havuzu var ama birinin sürekli olarak orada kalmasını istiyorum. Şey, en azından bir süre. Boşanma sonuçlanıncaya kadar. Birisi- nin, kocamın gizlice oraya gidip, sigorta parası için yakmadığından emin olması gerekiyor. Bu sadece, ben...
Devamını Oku

ŞAHANE HATALARIM – 13-

ŞAHANE HATALARIM – 13- Bir kumar oynayıp Rocky ile eve gidiyorsunuz. Bir taksi durduru- yor ve ikiniz de arkaya biniyorsunuz; bu noktada, şehrin kırk dakika dışında Brighton Beach’ie oturduğunu söylüyor. Brighton Beach mi? Hemen aklınıza bütün sapıklar, katiller, tecavüzcüler ve gasp- çılar geliyor. Seri katiller. Karın Deşen Jack, Boston Canisi, Cleveland Gövde Canavarı. Burada bir dereceye kadar pazarlama var; akılda kalıcı isimleri olan katiller. Neden daha çok kadın seri katil olmadığını merak ediyorsunuz; olsaydı, adları ne olurdu? İnti- kam Sanatçısı, X-Kromozomu Katili, Hollywood Hadımcısı, Kırpıcı Jane, Kötü Eş Betty, Sapık Lizzie. Hayır, Lizzie’yi başka yerde kulla- nacaksınız. Lizzie Borden bir balta aldı Annesine kırk kere sapladı Ne yaptığını görünce Babasına vurdu kırk bir kere… Rocky’e şöyle bir bakıyorsunuz ve ölümünüzün hâsılat rekoru kıracağını anlıyorsunuz. Yapım aşamasında olan özel okul-sonrası program. Kollarınız parçalara ayrılmış, ayakkabılarınız kaybolmuş ve kafanız kızartma tenceresinin içinde. Hayır, bu delilik. Rocfcyyalnızca şehir dışında yaşayan iyi biri. Taksi yaşadığı apartmanın önünde duruyor ve Rocky sizi yukarı çıkarıyor. Tamam. Şimdi yine, sizi öldüreceğini düşünüyorsunuz. “Bir içki ister misin?” diye soruyor Rocky kibarca, asansör ol- mayan binanın üçüncü katındaki dairesinin kapısını açarken. Dai- resi büyük, temiz ve sıcak. Kahve ve limon gibi kokuyor. Salonda büyük bir beyaz kanepe ve ahşap panelli bir televizyon var. Pence- renin içinde, gelinliğe benzeyen süslü dantel perdelerin altında, kocaman bir erkek kedi uyuyor. Rocky’nin size saldırmasını bekliyorsunuz ama saldırmıyor. Ayakkabılarını çıkarıyor, ellerini yıkıyor, içki hazırlıyor, bir deste oyun kâğıdı alıyor ve remi oynamak isteyip istemediğinizi soruyor. Sabahın dördüne kadar kâğıt oynuyorsunuz ve kanepenin üstünde uyuyakalıyorsunuz. Sabah olunca Rocky size bir fincan kahve uzatıyor ve kendin- den bahsediyor. Rusya’da, adını telaffuz edemediğiniz bir köyde büyümüş. Annesiyle babası hâlâ orada yaşıyor. Rocky Amerika’ya kargo mavnasıyla gelmiş. Birkaç Hyundai’nin bulunduğu konteynerde saklanabilmek için para ödemiş. Orada kendisiyle birlikte kilitli kalan bir kedi bulduğunu söylüyor. “Aptal kedi,” diyor. “Dokuzuncu canını kullanıyor olmalıydı.” İrkiliyorsunuz. İşte bu noktada Rocky size kediyi yemek veya hayatta kalmak için kediyi öldürmek zorunda kaldığını anlatacak. “Peki, kediye ne oldu?” diye soruyorsunuz ama aslında korkunç yanıtı duymak istemiyorsunuz. Rocky, pencerenin içinde horlayan turuncu kediyi gösteriyor. “Oskar,” diyor Rocky. “Onu hayatta tutabilmek için yolculuk boyun- ca besledim ve hâlâ domuz gibi yemek yiyor. O kediyi beslemek için ikinci bir iş bulmam gerekiyor. Şaka yapmıyorum.” Ondan sonra, hemen her gece Rocky’nin evinde kalıyorsunuz. Oldukça iyi bir aşçı olduğu ortaya çıkıyor ve epey şefkatli ve tatlıolabildiği anlaşılıyor. Fakat ailesinden bahsetmekten hoşlanmıyor. Gerçek adını hiç sormuyorsunuz; Rocky olmadığını varsayıyorsu- nuz. Size hiç söylemiyor. Diğer bütün sırlar gibi, bu da bir gizem. Hayat devam ediyor ve Rocky’yle çıkmaya devam ediyorsunuz. İş- ler yolunda gidiyor – seks olağanüstü – fakat Rocky devamlı olarak beş parasız. Her şeyin parasını siz ödemek zorunda kalıyorsunuz ve bu durum doğal olarak sizi olumsuz yönde etkiliyor. Dahası o kadar uzakta oturuyor ki, resim yapacak zaman bulamıyorsunuz çünkü hep o lanet olası trendesiniz. Yine de, ona ne zaman baksanız, ayak parmaklarınız ürperiyor. Birde yeni ayakkabı alabilseniz. Sonra bir...
Devamını Oku

ŞAHANE HATALARIM – 12-

ŞAHANE HATALARIM – 12- 33. Bölümden.., Luis’i seçiyorsunuz. San Diego’ya bir bilet ayırtıyorsunuz ve oraya ulaştığınız anda onu görüyorsunuz. Resmindeki kadar yakışıklı. (Rahatlıyorsunuz, çünkü şişkoların, guatrlıların ve doğum lekesi olan insanların, hiç de ideal erkek değillerken, kapıdan dans ederek girip Evet, biz Hayalinizdeki Erkek 777’yiz, dediklerine ilişkin bütün o hikâyeleri duymuştunuz.) Gerginsiniz ve ateş basıyor. Sizin hakkınızda ne düşündüğünü merak ediyorsunuz. Çantalarınızı taşıyor. Büyük, kaslı, damarlı elleri var ve ona baktıkça, daha da yakışıklı olduğunu görüyorsunuz. Sizi deniz kenarında bir bara götürüyor. Orada balık tako ve bira ısmarlıyorsunuz. İkiniz de gerginsiniz. Sizden hoşlanıp hoşlanmadığını anlayamıyorsunuz. Bir bira daha ısmarlıyorsunuz, sonra bir tane daha, bir tane daha… Saat yalnızca öğleden sonra iki ve siz bir anda sarhoş oluyorsunuz. Yürüyüşe çıkmaya karar veriyorsunuz. Rıhtımda insanlar balık tutuyor. Adamın biri yavru köpekbalığı yakalamış; balık beton güvertede, düzgün beyaz göbeği ters dönmüş şekilde, nefes nefese yatıyor. Onun için üzülüyorsunuz. İçinizden yavru köpekbalığını kucağınıza almak, göğsünüze sıkıca sarmak ve kaçmak geçiyor. Luis, otuz dakika uzaklıktaki Oceanside’de bir evde bir oda kiralıyor. Ev, aynı şekildeki gül renkli sıvaları olan evlerin bulunduğu bir sitede, kendisi de Okyanus Evleri ve Okaliptüs Duvarları ve Hanımeli Sarmaşıkları gibi isimleri olan birçok sitenin arasında bir yerde. Sizi evinde üst kata çıkarıyor ve bavulunuzu dikkatle onun yatağının üstüne koyuyorsunuz. Bavulunuzun fermuarıyla oynuyorsunuz ve Luis size gülüyor. Alt dudağınıza dokunuyor ve ikiniz, birlikte bavulun üstüne devriliyorsunuz. Sonrasında, hâlâ sizden hoşlanıp hoşlanmadığını merak ediyorsunuz. Bu soru, hafta sonunun geri kalanında kendi kendinize hemen hemen her beş dakikada bir sorduğunuz bir soru haline geliyor. Ona bakmak bile kalbinizi acıtıyor ama o çok mesafeli ve sessiz davranıyor. Gülüyor ama sadece arada sırada. Sizinle her gece sevişiyor ama yine de mesafeli duruyor. Siz kovaladıkça o kaçıyor. Bu da onu her geçen dakika daha cazip hale getiriyor. Onunla konuşmak istiyorsunuz, sizden gerçekten hoşlanıp hoşlanmadığını sormak istiyorsunuz ama çatık kaşları, fıldır fıldır bakan gözleri yüzünden kalbiniz parmak uçlarınızda atıyormuş gibi geliyor ve bu nedenle ona hiçbir şey soramıyorsunuz. Sinir bozucu dört günün sonunda, sizi havaalanına bırakıyor. Tuhaf, huzursuz ve uzak duruyor. Veda etmek için içeri bile girmiyor. Kadınlar tuvaletinde özürlüler kabininde ağlıyorsunuz. Getirdiğiniz kıyafetler yanlıştı, saçlarınız yanlıştı, çirkin, şişkin ve balık suratlı görünüyorsunuz. Her şey çok yanlış. Siz tuvalet kabininde yüzünüzü silip gözyaşlarınızı tuvalet kağıdıyla tıkamaya çalışırken, yaşlıca bir kadının sert sesini duyuyorsunuz. “Madam?” diyor kadının genizden gelen resmi sesi. “Özürlüler kabinindesiniz ve bekleyen biri var.” “Ben buradayım!” diye bağırıyorsunuz. “Bunu biliyoruz, madam. Orası sadece özürlü insanlar için.” “Biliyorum. Lanet olsun,” diye bağırıyorsunuz. “Ben de özürlüyüm.” Lanet olsun. Ben de özürlüyüm. Havaalanı güvenlik raporuna bu ifade girecek. Kaliforniya özürlü insanlara ya da onlar hakkında bağıranları hoş karşılamıyor fakat bacakları burulmuş boru temizleyicisi gibi olan bir kızın beklediğini nereden bilebilirdiniz? Ceza ödüyorsunuz, uçağınızı kaçırıyorsunuz ve o gece bire kadar eve varamıyorsunuz. Vardığınızda da bitkin, rimeliniz akmış ve perişan haldesiniz. Eve geldiğinizde sizi üç tane mesajın beklediğini görüyorsunuz. Birisi, nerede olduğunuzu merak eden annenizden (internetten buluşma olayınızı hiçbir şekilde anlatmayacaksınız); ikincisi,...
Devamını Oku

ŞAHANE HATALARIM – 11-

ŞAHANE HATALARIM – 11- 32. Bölümden.., Bir grup yabancının yanına taşınmaya hazır olmadığınızı söylüyorsunuz. Baş danışman Peder White ansızın size defolup gitmenizi söylüyor. Önce şaka yaptığını düşünüyorsunuz ama tekrar ediyor. Ona gülümsüyorsunuz, aklınız karışıyor. Dalga geçiyor, öyle değil mi? Fakat eliyle işaret ederek, “Yalnızca git,” diyor. “Ve sakın geri gelme,” diye ekliyor. Neden böyle davranıyorlar? Bir aile olduğunuzu sanıyordunuz. Gözyaşları o gece daha sonra, çok daha sonra, yatağınızda yatarken boşalıyor. Her şey açığa çıkıyor. Okul, video, Thaddeus, Summer, Yeminli Gardiyanlar, Guy Moffatt. Zavallı kayığınızla açılmanız gereken kötü seçimler okyanusu. Eve taşınacağınızı söylemeniz yeterli olacaktı. Şimdi yalnız kaldınız. Bulabildiğiniz tek iş, alışveriş merkezinde, yarı zamanlı Paskalya Tavşanı olmak. Alışveriş merkezindeki insan kaynakları bölümünde (bodrum katında penceresi olmayan bir oda) sizi işe alan kadın, naneli sakız çiğniyor ve size bir zamanlar parlak olan ve kiralık giysiler giyerken hijyenin erdemlerini anlatan broşürleri verirken, sakızını patlatıyor. “Ayrıca, mesai kartını iki kere kontrol etmeyeceğim,” diyor. “Eğer mesai kartını yanlış doldurursan, senin kendi sorunun olur, anladın mı?” Tavşan kıyafeti, pembe plastik goril tüyünden yapılmış ve sıcak tutuyor. Tek oksijen kaynağı kafes gözler. Daha mola odasından çıkmadan, üstünüzden ter boşanıyor ve hâlâ iki yürüyen merdiven çıkıp yemek bölümünü aşmanız gerekiyor. Paskalya yumurtanıza oturduktan sonra, aptalca sorular teranesiyle, çığlık krizleri ve idrarla karşı karşıya kalıyorsunuz. Her çocuk, hatta büyükanneleri de, sizinle resim çektirmek için kucağınıza oturuyor. Çok bunalıyor-sunuz. Molanızda serinlemeniz gerekiyor, bu nedenle tavşan başlığınızı çıkarıyorsunuz (yüzünüz kıpkırmızı ve ter içinde) ve anında, bir çocuk bağırmaya başlıyor. İnsan kaynakları müdürü koşarak yanınıza gelip, bir çocuk, tavşanı başsız gördüğü zaman hayat boyu süren bir travma geçirdiğini söylüyor. “Hayatı boyunca,” – sakızını patlatıyor – “Daimi olarak.” Sizi kovmayınca, alışveriş merkezinde Paskalya Tavşanı bulma konusunda umutsuz olduklarını anlıyorsunuz. Peki, ne kadar umutsuz? Ertesi gün işe sarhoş gidiyorsunuz ve çocukların fotoğraflarında çete işaretleri yapıyorsunuz. Anlaşılan biraz aşırıya kaçmışsınız. Öğle yemeği saatlerinde, İnsan kaynakları müdürü sizi Paskalya yumurtasından çekip kaldırıyor. “Tavşanın şimdi zıplama sı gerekiyor!” diye açıklıyor çocuklara ve sonra öfkeyle size bakıyor. “Zıpla git bakalım, tavşan!” Köşeyi dönünce, Orange Julius’un oralarda bir yerde, sizi kovuyor. Zaman geçiyor. Bir diş kliniğinde iş buluyorsunuz, orada Ray adındaki röntgen teknisyeniyle süregelen bir ilişkiniz oluyor. (Ray/X-ray esprilerinden sıkıldığı konusunda sizi uyarıyor.) Ray, pantolonunda Piper Cub uçak resmi bulunan kızıl saçlı, sıska biri. Onunla röntgen cihazının üstünde emekleme pozisyonunda (azot oksit darbeleriyle tamamlanarak) sevişiyorsunuz, danışma masasında misyoner pozisyonunda arka tarafınıza kalem batırılmış durumda sevişiyorsunuz. Sonra bir de, malzeme dolabında yeni ve çok heyecanlı olan “ters dönmüş el arabası” konumunu icat ediyorsunuz. Bu pozisyon sanayi temizleyicisi bidonunun sağlamlığını ve süpürge sapının dengesini gerektiriyor. Ray’la ilişkiniz yalnızca seks, sadece seks, başka bir şey değil. Şehvet içeriyor ve bu nedenle de basit ve rahatlatıcı. İşin güzel tarafı, Ray size hiçbir zaman çıkma teklif etmiyor. Size bir miktar metamfetaminden oluşan sert bir enerji kokteyli ikram ediyor. Buna bayılıyorsunuz ve onunla birlikte malzeme odasına gitmeye razı olduğunuz sürece, size istediğiniz kadar metamfetamin bulabilecek. Size nasıl yaptığını gösteriyor; banyosunda, çalıntı kimyasallarla ve tuz...
Devamını Oku